Biri beni dövüyor ama kim ?
Bir boks maçı öncesinde, antrenörü boksöre sürekli olarak maçı kazanacağını söylüyor ve moral veriyormuş. Maç başlamış ve bizim boksör başlamış dayak yemeye. İlk raund bittiğinde, antrenör moral vermeye devam etmiş:
- Aferin evladım, çok iyi gidiyorsun. Adamı iyi dövdün, devam et…
İkinci raund başlamış, değişen birşey yok. Bizim boksör dayak yemeye devam ediyor, bir gözü de yediği yumruktan iyice morarmış. Raund bittiğinde antrenörü:
- Çok iyi dövüştün, bravo. Adamı öyle dövdün kü neredeyse devirecektin. Devam et iyi gidiyorsun…
Üçüncü raund başlamış. Bu kez rakip boksör daha sert yumruklar atmaya başlamış. Bizim boksörün kaşı açılmış, dudağı patlamış, burnundan kanlar gelmeye başlamış. Ringin ortasına serildi serilecek. Neyse ki, gong imdadına yetişmiş ve üçüncü raund da bitmiş. Perişan bir şekilde, kesik kesik nefes alırken, antrenörü başlamış konuşmaya:
- Aferin evlat, bu raund da çok iyiydin. Hatta önceki raundlardan
daha iyiydin. Adamı perişan ettin, az kalsın ringin ortasına seriyordun. Çok iyi dövdün, perişan ettin adamı, bravo…
- Hocam, adamı çok iyi dövdüm, perişan ettim değil mi?
- Evet, evet, adamı perişan ettin, çok iyi dövdün…
- Ya hû o zaman kim beni dövüyor?
Efendim bu fıkrayı anlatmamın bir sebebi vardı;
Sezon başında Keita, Elano, Mustafa Sarp, Rijkard gibi isimleri getiren Galatasaray öve öve bitirilemedi, zayıf rakiplere attılar 3-4 gol göklere çıkardılar takımı, Rijkard artık kendinden çok emin her maçı almış havasında çıkıyor, taraftarlar 2-0 lık Ankara galibiyetine üzülüyor, en az 3-4 gol bekliyorlar 103 gollük Fenerbahçe rekorunu kesin kıracağız, Fenerbahçe maçına 9 da 9 yapıp çıkacağız gibi bir sürü hayaller içine girmişler. Gerçeği Eskişehir bizlere hatırlattı. Nedir o gerçek; “Galatasaray kodrosu ve sistemiyle oturmuş bir takım değil”.
Son 4 resmi maçta inanılmaz gol pozisyonları verdiler rakiplerine, tamam gol atıyorsun ama bu kadar pozisyon vermemen lazım. Organize gelişen bir atak yok, Keita olsun Arda olsun Kewell olsun hep bireysel yetenekleriyle pozisyonlara girip golü atıp veya attırıyorlardı. Ligin son sırasına demir atmış Kasımpaşa maçında bile bu gol nasıl kaçar diyebileceğimiz bir pozisyonları yok, son dakika golleriyle Kasımpaşayı devirip Eskişehir maçına yine tozpembe düşüncelerle çıktılar.
Ben yakın dostlarıma dedim, Galatasarayın kadrosu daha oturmamış, tamam yıldızları falan var ama hiç birinin kadrodaki mevkisi forması garanti olmamış daha puan kayıpları çok yaşayacaktır, Eskişehir maçında da eğer 80. dakikaya kadar es-es yenik götürmezse maçı son dakikalarda artık vermez en az bir puan alır demiştim ve aynen öyle oldu.
Fenerbahçe maçlarına dikkat edin, çok gollü geçmese de çok pozisyonlu geçiyor her maç en az 5-6 %100 lük gol pozisyonları buluyorlar her yaptıkları atakta hep organize ama Fenerde Galatasaray gibi daha kodrosu ve sistemi oturmamış takım tek fark ise Daum her hafta en fazla 1-2 futbolcuda değişiklik yapıyor kodrosu Galatasaraya göre daha oturmuş bir takım görüntüsünde ve dikkat edin Galatasarayın yendiği takımların toplam puanı 30 Fenerbahçenin yendiği takımların toplam puanı 51 arada ciddi bir puan farkı var, ve Fenerbahçe daha fazla deplasman maçı oynayan takım.
Eskişehir maçına kadar öve öve bitirelemeyen ama o maçtan sonra gerçekten bir sorunlarının olduğunu anlayan Galatasarayın bu durumu aklıma bu fıkrayı getirdi bunuda paylaşmak istedim.
Unutmadan Kadıköydeki maçta Galatasarayın bu görüntüsüyle galibiyet şansı yok ![]()