Ahmet Kaya - Ölümünün 9. Yılında Rahmetle Anıyoruz
Ahmet Kaya
Hayatımın çocukluk çağından bıyıkları terlemeye başlayan delikanlılık dönemine girdiğim zamanlardı Ahmet Kaya ile ilk tanışmam, birkaç güzel şarkısı vardı dinlediğim, ama öyle aklımda kalır bir yeri yoktu sadece güzeldi o kadar. Elime nasıl geçtiğini hatırlamadığım bir kaseti vardı bende “Şafak Türküsü”, bu şarkıyı daha önce de dinlemiştim ama neden yazıldığını hiç bilmiyordum, bir gün bir masa sohbetinde bu şarkının adı geçti, masadaki kişiler o şarkının ne kadar meşhur olduğunu anlatıyordu biraz kulak kabarttırdıktan sonra bende muhabbetlerine eşlik etmeye başladım. 1980 darbesinde anneler için yazılmıştı bu şarkı, tabi ben 12 Eylül’ün ne olduğunu bilmediğim için çok fazla yorum yapamamıştım ama okuyup öğrendikten sonra o dönem içerisinde o şarkının anlamının ne kadar müthiş olduğunu anladım.
Mahallede arkadaşlar arasında bir “bahtiyar” çılgınlığı almış başını gidiyordu, ben ise Ahmet Kaya’yı sadece bahtiyar türküsünde değil Şafak Türküsü gibi parçalarında arıyordum. Çok geçmeden bir çok parçasını dinlemeye ezberlemeye başladım, artık lise yıllarımda yollarda hep Ahmet Kaya şarkılarını mırıldanarak okula gidip geliyordum. Ahmet Kaya’nın şarkılarında ki o dizginlenemeyen cesaret notaları benimde delikanlılık yıllarıma denk gelmesi onun şarkılarını daha fazla bağlanmama sebep oldu. Bu uzun süre bu şekilde sürüp gitti.
Ahmet Kaya 99 yılında Magazin Gazetecileri Derneği ödül töreninde yaptığı o konuşma ile bir sonun başlangıcına adeta imza atmıştı. Hatırlıyorum o günü, Show tv de canlı yayında o sözleri söylemişti, o sözler deyip kötülemeyelim, gayet normal sözler söyledi, kürt kökenli bir vatandaş olduğu için Kürtçe bir şarkı yapacağını ve klip çekeceğini bu klibi yayınlayacak yürekli insanların var olduğunu da bildiğini söyledi. Bu sözlerinden dolayı Ahmet Kaya Türk vatandaşlığından çıkarıldı.
Bu durumuna çok üzülmüştüm Ahmet Kaya’nın, hele ki ölüm haberini aldıktan sonra bir yakınım vefat etmiş gibiydim, uzun süre neşem yerine gelmedi, içimde hep bir burukluk vardı. Ülkesini çok sevdiğini her fırsatta ifade eden Ahmet Kaya bu ülkenin topraklarından ayrı yabancı memleketlerde bu ülkeye hasret mezarında yatmaktadır, onun bu ülkeden ayrı kalması bir Türkiye ayıbıdır.
Bugün halâ Ahmet Kaya’ya düşman olanlar var, 2007 yılında Sakarya’da Ahmet Kaya tişörtü giyen 2 genç linç edilmek istendi, yine aynı yıllar içerisinde Ahmet Kaya parçaları çalının mekanlara zararlar verildi, işletme sahipleri linç edilmek istendi. Bunun gibi bir çok hadise meydana geldi ama bunları yapanlar gerçeği ısrarla görmemezlikten geliyorlar. Ödül töreninde Ahmet Kaya’nın yaptığı o konuşmayı protesto edenler, hani şu vatanını çok seven kişiler, birkaç sene sonra yüklü miktarda vergi cezaları aldılar tabi ki vergi kaçırmaktan ya da ödememekten, o gecenin baş kahramanı Serdar Ortaç ise, hani şu Ahmet Kayanın sözlerinden sonra sahneye çıkıp 10. yıl marşını söyleyen vatanperver Türk genci var ya, işte o genç bir sene sonra elleri kelepçeli olarak askere götürüldü. Vatanını çok seviyordu ya o yüzden kaçıyordu askerden.!
Herkes bu gerçeği kabullenmeli artık, Ahmet Kaya ve Kürt gerçeğini, asırlar boyunca kardeşçe yaşamış iki millet bu ülkeyi bölmek isteyen birkaç kişinin oyununa gelmemelidir. Kürtler tarih boyunca her zaman vardır ve hep var olmaya devam edecektir. Kürt halkı ve Türk halkı her zaman kardeşçe yaşamış bu ülkede omuz omuza savaşarak can vermiş vatanı savunmuş, yine omuz omuza verip saf tutmuş, yine omuz omuza verip halay çekmiştir. Bu kardeşliği bozmak isteyenlere tarih tokat gibi cevaplar vermekte.
Tamam bende kızdım bir ara Ahmet Kaya’ya bir konserde “Kürt’üz sonuna kadar Kürt’üz ölene kadar vallahi biz Apo’yu özledik” söylerini duyunca çok etkilenmiştim. Beni tanıyanlar ne kadar milliyetçi olduğumu iyi bilirler, bu sözlerden sonra evimdeki tüm Ahmet Kaya posterlerini attım, tüm şarkılarını bilgisayarımdan sildim, tüm kasetlerini tek tek kırıp çöpe attım, beynimde bitirdim Ahmet Kaya’yı, Ahmet Kaya o konser için “Bulunduğum ortam itibariyle olumsuz sözler kullanmış olabilirim ama ben ne bir kişinin ne bir örgütün destekçisi olmadım hiçbir zaman” demesi içimi biraz soğutmuş fakat kırgınlığımı anlamamıştı. 2004 yılından 2008 yılına kadar kırgınlığım geçmedi ama Türkiye gündeminde yaşanan Kürt açılımıyla ilgili gelişmeler, Ahmet Kayanın savunduğu davanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu, Ahmet Kayanın amacı bir Kürtçe şarkıya klip çekip bunu yayınlatmaktı, biraz düşündüğümüzde ülkenin resmi yayın kanalı olan TRT de Kürtçe haber spor ve müzik yayınının yapıldığını gördüyorduk, daha sonra TRT 6 ile 24 saat kesintisiz Kürtçe yayın yapılmaya başlandı, yani Ahmet Kaya’nın vatandaşlıktan çıkarılma suçunun en ağırını Türkiye bizzat kendisi işlemiş oldu.
Ahmet Kaya bir röportajında “benim çok fazla kaybedecek bir şeyim yok, cebimde
Ahmet Kaya şarkılarıyla anılması gereken çok değerli bir kişiliktir. Ahmet Kaya gibi cebimizde
Ölümünün 9.yılında Ahmet Kaya’yı rahmetle anıyoruz … (16 Kasım 2000)